Kolay gelmesin kulübü diye bir fikrim var. Gelişmeyi, ilerlemeyi ve mutlu olup, mutlu kalmayı isteyenleri hedefliyor. Kolay gelmesin’ci olarak sana bu yazımda yalnızlık hissinde yalnız olmadığını ve kendimize gerçekten istersek ne kadar iyi gelebileceğimizi anlatacağım.
Hyperbolic Discounting diye bir terimi hiç duydun mu? Davranışsal finansta ve nörobilimde geçen bir terim. Kısa dönemlerdeki ödüller için uzun dönemlerden gelecek büyük ödülleri nasıl ıskladığımızı açıklamaya çok yardımcı olan bir terim. Kolay gelmesin diye boşuna demiyorum. Kolay gelmediğinde er geç güzel geliyor çünkü. İlk kez duyduysan kesinlikle bakmanı öneririm.
Hepimiz anlaşılmak isteriz. Bir bilinçaltı çalışma yöntemi olan Psyche-k seansı aldım bugün. Koç olarak en son girdiğim seansta müşterim anlaşılmak istiyorum demişti. Ben müşteri olarak Psyche-k alırken anlaşılmak istiyorum dedim. Kimse yanlış anlaşılmak istemez, ona hizmet etmiyorsa…
Bugün zor. Bedenimiz, zihnimiz eşikler ile çalışıyor bunu sıkça söylüyorum. Modern dünyanın ulaşılmaz, olasılıksız çerçevesi bizi yalnızlık hissine yaklaştırıyor. Sonsuz beklentiler üzerine yıkılmış gibi hissediyorsan ya da bu beklentileri sen üretiyorsan, yalnız değilsin. Seni bilmem ama ben kendimden çok fazla şey bekleme eğilimindeyim ve kendimi kutlamayı hala yeterince öğrenemedim. Böyle bir durumda da stres ve insanlar beni anlamıyor fikri yalnızlık hissine eşlik ediveriyor. Bir de yalnızlığı sağlıklı yaşamayı bilenimiz de aşırı az olunca gelsin gümbür gümbür keyifsiz anlar. Peki keyifsiz anlardan kaçmak adına ne yapıyoruz, hyperbolic discounting… Oysa ki yara bandını çeker gibi yaklaşsak ya bu hislere, kaldırabileceğimiz ölçüde en azından? Bakalım bir de böyle nasıl olacak?
Kafamızın içinde hepimiz yalnızız. Bunu kabullenmemiz gerek sanırım. Bunu kabullendikten sonra dikkatini bir konuya daha çekmem gerek. Dünyada savaşlar oluyor hali hazırda. Gerçekten ne için? Biz hangi paydada buluşamıyoruz da biz siz onlar oluyoruz ve düşmanlaşıyoruz birbirimize? Sanırım ortadaki pastadan daha büyük pay almaya çalıştığımızda. Şirketinde, ailende veya siyasette ne zaman birileri daha büyük bir pay almaya çalışsa, başkalarını yalnızlaştırıyor, madur bırakıyor ve ötekileştiriyor. Düşmanlaştırmak çok kolay. Ancak kendi türüne bu kadar saldıran başka bir canlı daha var mı ben bilmiyorum. Oysa ki payı büyütmeye çalışmak gibi paydayı büyütmeye çalışmak da bir seçenek. Bunu bir düşün derim.
Peki kendimize gerçekten istersek nasıl iyi gelebiliriz? Kendi mutluluk formülümü açıklayacağım şimdi sana. Üç blok ve bir çatıdan oluşuyor. Bloklar, iyilik yapmak, iyi olmak ve iyi gelmek. Kendinden uzaklaşıp, başkalarının ihtiyaçlarına hizmet edebildiğimde ben daha huzurlu ve keyifli oluyorum. Bunu yaparken, bunu nasıl daha iyi yapabilirim üzerine çalışmak ruhumu doyuruyor. İnsanı çürüten şey hareket etmemek, ilerleyememek bence. Son olarak da kendime ve etrafıma iyi geldiğimde tamamlanmış hissediyorum. Bedenen, ruhen ve zihnen iyi gelmek çok büyütülecek bir şey değil. Bazen ufak bir egzersiz, yürüyüş, sağlıklı yalnızlık veya sağlıklı ve derin iletişim içeren ilişkiler… Bu üçünün karışımı gerçekten benim için şimdiye kadar mükemmel bir mutluluk kokteyli olarak hizmet etti. İlişkilere yatırım yapmak gerçekten hepimizin ihtiyacı. Alma verme dengemize her ilişkimizde bir kere bakmamız hepimize çok şey fark ettirecektir. Son olarak, bunun bir de çatısı var, başına ne gelirse gelsin, başına gelenle ve/veya gelene rağmen gelişmeyi ve mutlu olmayı seçmek.
Peki bu söylediklerim kolay olsaydı, sence sen ve tüm toplumlar daha mutlu olmaz mıydı? Daha huzurlu olmaz mıydık dünya olarak. Bu yüzden açıkça soruyorum, kolaylığı mı yoksa mutluluğu mu daha çok istiyorsun? Her ne istiyorsan sana iyi şanslar dilerim. Eğer zorlukların getirdiği mutluluğa ve huzura gideceksen de sana bir önerim olacak. Bir büyük resmin olsun hayatla ilgili. Gitmeye çalıştığın veya çalışabileceğin, gözlerinin veya zihin gözlerinin görebildiği kadarıyla gördüğün ufukta neler var? En uzakta… Bunu bir netleştir. Bunu yaparken de lütfen kendine şunu sor, eğer başarısız olamayacağını biliyor olsaydın, ne kadar büyük şeyleri hayal ederdin?
Paydayı büyütelim beraber. Ben, sen, siz ve onlara gerek duymayana kadar paydayı büyütelim ve bizde buluşalım. Kendimiz için, herkes için.
İlk Yorumu Siz Yapın