Bir gün arkadaşlarımla görüntülü konuşuyorken bir arkadaşım manyak demişti benim için. Belki de okurken çok kırıcı bir şey gibi görünse de aslında öyle olmadı benim için. Çünkü belki neler yaptığımı takip ediyorsan biliyorsundur pek de normal kabul edilen alışkanlıklarım yok. Basitçe sınırlarımı keşfetmeyi seven biriyim ve oldukça rekabetçi bir yapım olabiliyor zaman zaman. Kendinle rekabet etmeye başladığında işler çığırından çok hızlı bir şekilde çıkıyor. Örneğin son buz banyosunda 20 dakikanın üzerinde kaldım ve beni o buz gibi sudan çıkaran şey eşimin korku dolu bakışları oldu. Çünkü ben orada rahattım ve hatta koyduğum bütün buzları eritmeyi bile düşünüyordum. Ama sevdiğim insana bir korku yaşatmak içime daha fazla sığmadı anda oradan çıktım. Geçen hafta beş ile on gün arasında hiç yemek yemeden su orucu tutmayı düşünüyordum. 72. saatte tekrar beslenmeye başladım. Sevdiğim insanların belki de Amerika’da olmam nedeniyle benim adıma korkuyor olmaları istediğim bir şey değildi. Son bir örnek de, hintlilerin iğne yatakları gibi bir matım var ve düzenli iğnelerin üzerinde yatıyorum. Peki yaptığım şeyler kolay mı diye soruyorsan içten içe, kolay gelmesin adlı yazımı okumanı tavsiye ederim. Ama yine de cevaplayayım. Ne zaman kolay geliyor sorusu burada önemli. Çünkü 2 derecedeki bir suya girmek hiçbir zaman hissiz olmadı. Tüm vücuduna iğneler saplanmasına benziyor hatta ilk 2-3 dakika. Bu bedensel savaşın geçtiği en yoğun zaman dilimi ve devamında gittikçe kolaylaşıyor süreç. Ama zihnin savaşı sürekli devam ediyor.
Eğer ki kafana gelişmeyi koyduysan, ama her an gelişmeyi bir hedef olarak koyduysan, süreç asla bitmeyen bir şey haline geliyor. Çünkü bu öyle bir şey ki, bir CV/Resume gibi asla işlemiyor. Ben bunları yaptım tamam artık artık önüme çıkan şeyleri yapabilirim diyebileceğim bir şey haline asla gelmiyor bu deneyimler. Çantada keklik gibi görmek hatta büyük bir hata olabiliyor. Bunu ikinci kez tuttuğum 120 saatlik orucumda yaşamıştım. Aman ne var 10 gün tutacağım bu sefer diye başlamıştım, ama 5. Günün sonunda vücudum resmen teslim bayrağını çekti ve mecburiyetten durmuştum. Belki de manyağımdır, ya da biyolojiyi çok iyi anlamışımdır. Ben acı olarak adlandırılan veya zorluk olarak görülen şeylere farklı bakıyorum. Acıdan ve/veya zorlukların hemen sonrasında konforu buluyorum. İki farklı ameliyat geçirdim ve son ameliyatımda dizimden bir parça kıkırdak, fibula kemiği kesilip talus kemiğine çakıldı. Hala ayak bileğimde bir platin var. Bir çok insanın belki 10-20 yıl ertelemeyi seçebileceği bir ameliyattı aslında. Uyanıkken testere ile bir kemiğinin kesiliyor olduğuna şahit olmak cidden farklı bir deneyim ameliyat anında bile olsa, inan bana. Ama ikinci kez düşünmedim bile ne kadar acılı olabileceğini bilmeme rağmen, gözümden yaş geldiği anlar oldu ağrı ve acıdan rehabilitasyon sürecinde. Ama şunu da hiç aklımdan çıkarmadım bu süreçlerde, acı veya zorlanmaların hepsi anlık şeyler. Buzlu banyodan her an çıkıp saunaya gidebilirim, ya da 120 saatlik yemek yemediğim süreyi istediğim zaman bozabilirim. Ama gelecek gerçekten her andan çok daha uzun ve geriye dönüp baktığımda yapmak istediğim şeyleri yarıda bırakmış biri mi göreceğim, yoksa kafasına koyduğunu tamamlamış birini mi göreceğim? Kendime bunu sorduğumda ben yaşadığım zorlukların arkasından gelecek konfora odaklandım hep. Biyolojiyi çok iyi anlamış biri olabileceğimi söyledim çünkü, soğuğa maruz kalmanın arkasından salgıladığımız dopamin kokain almak ile yarışır düzeyde. Ayrıca dopamin döngüsünde bir önceki deneyim bir sonraki için de bir girdi oluşturuyor ve yaşadığın her acı dolu an arkasından seni mutlu olmaya daha elverişli bir sen haline getiriyor. Hatta bir çoğumuz PTSD, post-traumatic stress disorder kavramını duymuştur. Ama pek azımız PTG, post-traumatic growth kavramını duymuşuzdur. Bakmanı öneririm.
Anlattıklarımı en somut şeylerden seçtim ki en rahat şekilde zorluğu anlaşılabilsin. Her bedenin bu deneyimlere vereceği tepki çok da uzak değil. Ama bir de bu işin mental kısmı var ya. İlişkilerdeki zorluklar, kariyerdeki zorluklar ve kendi içinde yaşadığın daha psikolojik zorluklar. Bence genel mekanizma çok benzer işliyor. Geriye dönüp ben hangi sınavı verdim diye düşünebiliyorsun. İlişkim için, kariyerim için ya da kendim için neyi başardım, neye katlandım. Bunlara bakıp somut şeyler söyleyebilirken kendini buluyorsan, dopaminin hayırlı olsun.
Bu yüzden belki de sorulması gereken şey ya da tekrar dönülüp bakılması gereken şey, geriye dönüp baktığında neyi sürdürmüş olmayı istiyorsun gelecekte? Acılı anları bir hediye olarak görmeye başlarsan işin ne kadar kolaylaşır?
Çünkü gerçekten şükür edeceğimiz çok şey var, nefes alıyorsak. Bugünden sonra gelişmek pahasına neye daha fazla tahammül edeceksin?
İlk Yorumu Siz Yapın