İçeriğe geç

Karadelik

Çalışmayı sever misin? Rica etsem, çalışmak senin için ne demek bir yere not alabilir misin? Şahsen ben zevk aldığım şeyleri bir iş (business) haline getirmeye çalışırım. Dolayısıyla da çalışmaktan çok keyif alırım. Tabi bunu yapabilecek konuma gelmek bunu yazmaktan çok daha zor. Ama er ya da geç imkanlı hale gelebilir bence herkes için. Bu yazımda bunu sen, kendi hayatın için nasıl yapabilirsin üzerine odaklanacağım.

Öncelikle nasıl bir şey diye merak ediyorsan, enfes bir şey. Kalksam da çalışsam diye yatağa girmek. Patlayıcı bir enerji ayılmış bir halde uyanmak. Hatta yeterince dinlenebiliyor muyum diye kaygılanmak. Hep söylerim, neyi neden yaptığını bilen kişiler istediklerini daha fazla elde eder diye. Çünkü içinde yer alan, o tutunabileceğin değer aynı bir kara delik gibi seni bir yerlere çok hızlı bir şekilde çeker. Onu nasıl arayacağın ise biraz sezgilerini istiyor. Çünkü henüz uzağındaysan, belki de kepçe ile kazmalısın. Dibine kadar geldiysen şayet, bir arkeolog edasıyla incelikle ortaya çıkarmalısın. Uzakta olduğunu nasıl anlayabilirim diye kendine soruyorsan, bunu kara deliğe benzetmemin birçok nedeni var. Kütle çekim kanunu formülü aslında işini görür. Kendi değerine/tutku karadeliğine olan uzaklığını, hayatının nereye doğru hangi kuvvet ile çekildiğine bakarak anlayabilirsin. Bir kuvvet her zaman vardır, değer canlılarıyız günün sonunda ama çok cılız kalmış olabilir sadece. Eğer öyleyse kepçenin başına geçmenin vakti gelmiş demektir.

Kepçe ile arkeolog arasındaki fark ne peki bu metaforda. Aldığın risk ve ilgilendiğin detay. Eğer içinde seni çekecek bir şeyi hissetmekte zorluk yaşıyorsan, yapmak istediğin şeylere bile motive olamıyorsan belki de kepçe gibi risk alarak kazmakta fayda var. En kötü ne olabilir ki? Zaten o çekimi hali hazırda çok uzaklarda hissedebiliyorsun ancak. Kepçe ile kazmak aslında şu demek. İçindeki o değeri bulana kadar detaylara pek takılmadan olabildiğince fazla alanı taramak. Belki de kepçene aldığın toprakta çok değerli birkaç şeyi kaçıracaksın ama tüm ömrünü elinde bir kaşık ile değerini arıyor olmaktan iyidir tahminen. Çünkü bir şeye ilgi duyduğumuzda tekrar tekrar yapmaya çalışırız ve her defasında daha fazla detayını fark ederek vakit ayırırız. Onu bulunca detaya inmesi, yavaş yavaş akışa kapılması ve akışta (flow state) daha fazla zaman geçirmesi kolaylaşır. Bir nerd olarak şunu da söyleyeyim. Kütle zamanı büktüğü için karadeliğin etrafında zaman yavaşlar, flow state giren insanlar da zamanın nasıl geçtiğini anlayamadığını söyler. O yüzden güven bana yeterince yaklaşınca anlayacaksın. Ama yaklaşana kadar detaya takılmadan olabildiğince fazla alanı taramalısın.

Peki bir şeyleri kazarken buldun. Kepçen uğurlu geldi, hayırlı olsun. Sonra ne yapacaksın? İçinde bulduğun şeye hak ettiği saygıyı vermekle başlayabilirsin. Bu kendini olduğu gibi kabul etmek ile başlıyor. Belki de sen sporcu değil ressam olmalısın. Ya da mühendis unvanının arkasında potansiyel bir orkestra şefi var. Bulduğun şeyi sev, yargılama. İzin ver var olmasına ki arkeolog olarak yavaş yavaş en ufak kıvrımlarındaki tozları ona zarar vermeden alabilesin.

Son olarak müzeye koyacak hale getirdin var olan bir tarihi eseri ve bir sonrakini arıyor da olabilirsin. Bu belki de senin üçüncü kariyerin de olabilir, beşince yan işin de. Bir kere arkeologluğa alıştıktan sonra tekrar kepçe operatörlüğü insana zor geliyor açık söyleyeyim. Ama her zaman son çare olarak kepçeyi kullanabilirsin. Kepçeye geçmeden önce ise, daha önce temas ettiğin, kazdığın etraftaki deneyimlerini gözden kaçırmamalısın sadece. Belki de keşfetmenin eşiğinden döndüğün anlar vardı ve sadece tekrar bugüne kadarki izlediğin yola bir de bu gözle bakmanı bekliyor.

Umarım olmaz ama, belki de bu değere bir şekilde zarar verdin. Arkeologluk işe kepçe karıştırdın. E restorasyon var. Sen içindeki değeri bulmaya ve ona koşmaya hazırsan, onu kırmış bile olsan restore edersin hiç merak etme. Şimdi bu okuduklarından sonra lütfen çalışma tanımına bir bak ve eğer istiyorsan neyi değiştirmek isterim diye kendine sor. Benim çalışma tanımımı duymak istersen, görmek istediğim dünyaya kendim olarak hizmet ettiğim her an. Bu bazen koçluk, bazen danışmanlık bazen daha iyi bir eş olmaya çalışmak bazen yazılar yazmak oluyor. Daha fazlası da elbette var ama başını şişirmeyeyim diyorum. Kendi tanımını yazarken okuduğun tanım sana her gün güç verebilir mi diye kendine sor. Verir diyene kadar arkeologluğa devam.

Kendi eserini her gün göreceğin yere koymak için neyi bekliyorsun?

Tarih:Genel

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir