Hiç görmediğin, tanışmadığın birini özlemek garip geliyor ilk bakışta. Eğer Türk isen, aklına Atatürk gelmiş olabilir. Veya “nerd” biriysen aklına Tesla, Newton veya on binlerce isimden biri geliyor olabilir. Belki de bir müzisyen, Freddy Mercury belki, bir grup, bir sanatçı, sporcu bir rol model veya ne geliyorsa aklına. Acılarında huzur bulduğun biri ya da başarılarında umut bulduğun. Senin aklına böyle biri geliyor mu bilmiyorum, neden geldiğini merak ediyorum ama geliyor ise.
Anılarımız ile yetinmek, sevdiğin bir şeyi uğurlamak gerçekten çok zordur her halde evrensel olarak herkes için. Belki köpeğini kaybettin, belki başka bir dost hayvanı veya ailenden birini. Canım dediğin ve kaybettiğin ne olursa olsun, zor gelmiş olmalı. İnsan kaybetmeye nasıl hazır olur ki. Hazır olmak bu içerikte ne anlama geliyor ya da ne anlama gelmeli kim bilir… Ama hiç sahip olmadığın ve olamayacağın bir şeyi aramak, bu imkan yoksunluğunda dahi olmasını dilemek ve hiç tanışmadığın birin özlemek farklı bir şey gerçekten.
Peki özlediğine ulaştığında, imkansızlığı aştığında ne yapardın? Beklediğin gibi olur muydu sence? Belki sadece teşekkür ederdin, belki milyonlarca soru sormak isterdin. Özlediğin bu kişiyi muhtemelen hiç tanımıyor olduğunu fark edecektin özlemini giderebilseydin. Bu sana nasıl gelirdi?
Beklenti üzüntülerin anası. Bu özlemin içerisinde seni üzen ya da üzebilecek ne var bakmak ister misin?
İlk Yorumu Siz Yapın