Overcoming Imposter Syndrome diye bir kitabı dinliyordum geçenlerde, paylaşmaya değer şeyler yakaladığımı fark ettim.
Üniversite mezunuysan özellikle, mezuniyet sonrası kendini bir kariyere adamaya ne kadar hazır hissettin? Verilen işleri yapabileceğini ve yaptığını bildiğin halde yapamayacağına kendini inandırmaya hangi sıklıkta çalıştın?
İçimizde sahtekâr hisseden bir parça olabilir. Literatürde bir adı var, imposter syndrome. Bir psikologmuşçasına bunu nasıl aşabilirsin diye anlatmaya çalışmayacağım, ben kendi sendromumu daha %100 aşamadım. Aslında paylaşacağım şeyler de bunun ile ilgili. Belki de %100 aşmaya çalışmamak %100 aşmaktır.
Eğer mükemmeliyetçi bir yanın var ise şunu lütfen düşün. Mükemmel yapmaya ya da olmasını istediğin şey her ne ise, tam olarak bunu neden istiyorsun?
Bir sır vereyim. Ben kendim için mükemmel olsun dediğim şeylere mercek tutup rasyonel bir şekilde tanımladığımda ortaya çıkan resim ile, içimdeki sahtekâr hisseden o parçanın istediği resim araların dağlar kadar fark vardı her defasında.
Belki de iki farklı mükemmellik spektrumu vardır. Birincisi sana hizmet eden, diğeri ise hayal ürünü. Bunu bir metro yolculuğuna benzetebilirim. Metroyu gitmek istediğimiz yere en kolay/hızlı şekilde ulaşmak için kullanırız. Ama eğer ki biz bize hizmet eden mükemmelliği hayalimizdeki mükemmellik spektrumuna oturtursak, metroya bindik diye son durağa kadar gitmeye çalışan insanlar haline gelebiliriz. O yüzden flawsome, kusurlarımızla harika olmaya davet ediyorum hepimizi. Bitmemiş işlerimiz, yarıda bıraktıklarımızla mükemmeliz.
Bu yazıyı yazarken bir sanatçı gibi yaklaşmak istedim. Başlığına bitmemiş ve mükemmel dememin de bir sebebi vardı. O sebep de…
İlk Yorumu Siz Yapın